Sinestezi: Renkleri Duymak, Müziği Tatmak…

Düzenli yazarımız Eren Şahin yazdı.

Sinestezi Yunanca kökenli bir kelime olup “syn” ve “aesthesia” kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur ve “birleşik duyu”anlamına gelir.

Sinestezik kişilerde duyular birbirine karışır. Herhangi bir duyunun uyarımı bir diğer duyunun algısını tetikler. Örneğin yemek kokularını ses olarak duyabilir, müziğin tadını ağzınızda hissedebilir, renkleri duyabilir veya notaları renk olarak algılayabilirsiniz. Sinestezik kişiler sürekli ve istemsiz olarak oluşan benzetmelerden bahseder. Nesneleri renklerle, başka nesnelerle, notalarla, kokularla bağdaştırırlar. Bu bağdaştırma çok çeşitli olabilir. Örneğin bir sinestezik 8 rakamını mavi renk olarak algılarken bir başkası 8’in bozuk yumurta gibi koktuğunu söyleyebilir. Daha başka birine göre 8 rakamı çokbilmiş, kilolu bir adama benzeyebilir. Bu ilişkilendirmeler zamanla değişmez. Eğer 8 rakamı maviyse kırk yıl sonra da mavidir; fakat bu benzetmeler çoğunlukla tek yönlüdür. Yani yeşil rengini her zaman lavanta kokusu olarak algılayan biri, lavanta kokusunu her duyduğunda yeşil rengi algılamaz.

sinestezi

Sinestezi bir duyunun algılandığında diğer duyunun yalnızca akla gelmesi değildir. Gerçekten bağdaştırılan duyuyu duymaktır. Örneğin notaları renk olarak hisseden kişilerin bazıları bu renkleri yukarıdan aşağı düşen renk topları olarak, bazıları ise sürekli akan renkli bir çizgi olarak gördüklerini bildirmişlerdir (1)

Sinestezinin kriterleri şu şekildedir:

  1. Sinestezi istemsiz ve otomatik olarak oluşur. Yani kendi kendinize 8 sayısını mor rengiyle eşleştirmeniz ve bunu benimsemeniz sinestezi değildir. 
  2. Sinestezik algılar uzay-zamanda bir yere sahiptirler. Bundan dolayı sinestezik algılar her yerde oluşmayabilir.
  3. Sinestezi algısı değişmez ve hep aynı şekilde oluşur. Duyular tutarlıdır.
  4. Sinestezik algılar hafızada güçlü yer tutarlar ve kolay kolay unutulmazlar. Yaşanan an neredeyse aynıdır. Anılar çok gerçekçi bir şekilde canlanabilir.
  5. Sinestezik deneyimler güçlü duyguların bir anda boşalmasına yol açabilir.

Sinestezi oluşum zamanına göre ikiye ayrılır. Doğuştan gelen sinestezi ve daha sonra genellikle bir travmaya bağlı gelişen sinestezi (4). Doğuştan gelen sinestezinin genetik nedenlerden kaynaklandığı düşünülmektedir. Otozomal veya X’e bağlı dominant kalıtım deseni gösterdiği düşünülmekteydi; fakat son zamanlarda babadan oğula geçen vakaların görülmesi bu ihtimalleri ortadan kaldırdı (1).Kazanılmış sinestezi, tavuk karası olarak bilinen “retinitis pigmentosa” hastalığında görülebilir (5). Trafik kazası geçirmiş kişilerde, kafalarına ağır darbe alan kişilerde, epilepsi atakları geçiren kişilerde geçici veya kalıcı sinestezi oluşabilir (1).

Son zamanlarda yapılan çalışmalara göre sinestezinin büyük bir ihtimalle epigenetik kökeni bulunmaktadır; ancak genlerin aktivasyonu ve ne tür bir sinesteziye neden olacağı epigenetik mekanizmalardan ve çevresel unsurlardan etkilenmektedir (6). Bundan dolayı sinestezinin genetik temelleri, çevresel faktörlerle bir araya gelerek hastalığı meydana getirir. Epigenetik mekanizmaları anlamak için yapılan klasik deneylerle, yani ikiz deneyleriyle, sinestezi de test edilmiş; ikizlerden birinde sinestezi görülürken diğerinde bu durum gözlenmemiştir (6). 2011 yılında yapılan çalışmalardan bazılarında ise 16. kromozomun q kolunun üzerinde bulunan genlerin bu durumla doğrudan ilişkisi olabileceği ve poligenetik özellik gösterdiği öne sürülmüştür (7)

Sinestezi kadınlarda daha sık görülür (1). 1989 yılında ABD’de Cytowic’in yaptığı araştırmada kadınların erkeklere oranı 3:1’dir (1). 1993’te Baron-Cohen ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada ise kadınların erkeklere oranı 8:1 olarak belirlenmiştir (3)

Sinestezik bireyler çoğunlukla solaktır (1). Ayrıca özel ve ayrıntılı bağdaştırma yetenekleri sayesinde çok keskin bir hafızaları vardır. Wechsler Hafıza skalasında yüksek puan almışlardır (1). Üç boyutlu hafızaları da girdikleri bir odanın içinde bulunan nesnelerin daha sonrasında yerlerinin doğru bilinmesine yetecek kadar keskindir.

Sinesteziklerin %15’inin birinci dereceden aile öykülerinde otizm, disleksi ve dikkat dağınıklığı görülmüştür. Her ne kadar küçük bir grup diskalkülik olsa da çoğunlukta olanların yalnızca ufak matematiksel sıkıntıları (sözcüklerden sayılara geçiş gibi) vardır (1)

Karmaşık ağ haritalarındansa vektörel yön duyguları daha az gelişmiştir. Sağ-sol karışıklığı (allochiria) görülebilir. Allochiria durumuna en basit örneklerden biri, sol kola verilen uyarının sağ kolda hissedilmesidir. Sinestezi yalnızca sol beyin yarımküresine bağlıdır ve buna neokorteksten uzaklaşan büyük metabolik kaymalar eşlik eder. Bu da nispeten artmış limbik ekspresyonla sonuçlanır. Hipokampüs, sinirsel yapıların sinestezik deneyimi yaratan önemli ve muhtemelen zorunlu bir düğümdür (1).

Sinestezinin birçok çeşidi vardır. Bunlar:

  1. Grafem-renk Sinestezisi: Harflerle renkleri ilişkilendirme
  2. Kromestezi: Sesleri renklerle ilişkilendirme
  3. Uzaysal Dizi Sinestezisi: Sayı dizilerini üç boyutlu olarak algılama
  4. Sayı Formu 
  5. İşitsel-Dokunsal Sinestezi
  6. Sıralı-Dilbilimsel Kişileştirme: Haftanın günlerini, cinsiyetleri vs. sayılarla eşleştirme
  7. Mizofoni: Kızgınlık, endişe, korku gibi duyguların bazı seslerle tetiklenmesi
  8. Ayna Dokunuşu: Sağ uzvuna dokunulan kişinin sola dokunulmuş gibi algılaması
  9. Sözcüksel-Tatsal Sinestezi
  10. Kinestetik Sinestezi

Sinestezi Bir Hastalık Değildir!

Bu konuyu araştırmanın bile bilimsel olamayacağı düşünülen 19-20. yüzyıldan günümüze doğru gelirsek sinestezi hakkında oluşan genel yargının daha olumlu yönde değiştiğini görürüz. Bunu bir hastalık olarak nitelendirmemek gerektiğini; belki bir fenomen, deneyim veya algı yüksekliği olarak isimlendirilebileceğini düşünebiliriz. Sinestezikler de bu durumdan rahatsız olmadıklarını, eğer onu kontrol altına alabilirlerse günlük hayatlarında veya mesleklerinde onları daha başarılı yaptığını belirtmişler. Çalışmalar sayesinde de bu durumun bilişsel bozukluklara yol açmadığını, sinesteziklerin hafıza testlerinde ortalama insanlardan daha yüksek puan aldıklarını biliyoruz.

Farklılıkları hemen hor görüp hastalık olarak değerlendirmek yerine, en azından empati duygusundan yoksun kalmayıp bu durumu ‘merak uyandıran bir fenomen’ olarak tanımlamak hiç kimseye zarar getirmeyecektir. Ayrıca büyük kitleler tarafından tanınmış sinesteziklerin sanat hayatlarında başarılı oldukları da su götürmez bir gerçektir.

Tarihte Sinestezi

The Orchid and The Nettle

Claude Debussy’den “Clair de Lune” şarkısından ilham almış.

Görseller ve Julia Hamilton’ın diğer eserleri için tıklayın:

Julia Hamilton Califone müzik grubunun şarkısı “The Orchids” i dinlediğinde oluşan renkleri resmetmiş.

Clair de Lune

Renkli işitmeye olan ilgi, filozofların müziğin renginin ölçülebilir bir nitelik olup olmadığını sorduğu Antik Yunan dönemine kadar uzanıyor. Çok uzun zamandır varlığı bilinen sinestezi, 1860-1930 yıllarında sinesteziye duyulan ilginin zirve yapmasından sonra bir müddet sessizliğe büründü. Daha psikoloji, nöroloji gibi bölümler tam anlamıyla gelişmediğinden pek bir açıklama getirilememişti. Yapılan araştırmalarda aynı tür sinesteziklerin bağdaştırdıkları renkler ve notalar aynı çıkmamıştı. Aynı şekilde sinestezinin diğer türlerini deneyimleyen kişilerin de verdiği cevaplar birbiriyle tutarlı değildi. Tek fark vardı: aynı kişinin verdiği cevaplar hiç değişmiyordu (3).

1. Dünya Savaşı sıralarında bir grup Amerikan psikolog yapısalcılığa ve işlevselciliğe karşı çıktılar. Bilincin iç gözlem yöntemi ile incelenmesine kuşku ile bakmaları sonucu ortaya çıkan, bilinç hallerinin değil, davranışların, gözlenebilir durumların incelenmesi gerekliliğini savunan psikoloji kuramı akımı olan “davranışçılık” ilgi toplamıştı (2). Fakat davranışçılık birinci elden tecrübe edilmeden anlaşılması güç durumlarda, tıpkı sinestezi gibi, olan insanları zor durumda bıraktı. Uzun bir süre sinestezi, üzerine çalışılacak bilimsel bir konu olarak bile görülmedi.

Yine aynı yıllarda sinestezi; resimde, müzikte ve edebiyatta büyük ilgi uyandırdı. Sinesteziklerin sanatta ön plana çıkmaya başladığı bir devreye girilmişti ki birçok eser de bu yönde verildi. Modern dünyada da tanınan birçok sanatçı sinestezikti ve onların eserleri anlaşılması çok güç olan bu fenomeni bize açıklamakta yardımcı oldu.

En iyi bilinen örneklerden biri Rus asıllı yazar Vladimir Nabokov’dur. Küçükken renkli tahta blokların üzerindeki harfleri algılamıştır ve harfleri renklerle bağdaştırdığını keşfetmiştir. Nabokov’un karısı Vera (yazar) ve çocuğu Dimitri (müzisyen) de sinesteziktir. Isaac Newton da Goethe’nin “Renklerin Teorisi” adlı kitabında olduğu gibi müzik tonlarının ve renk tonlarının benzer frekansları paylaştıklarını söylemiştir ve “renkli işitme” nin ilk tıbbi tanımı, Alman hekim Georg Tobias Ludwig Sachs’ın 1812 tarihinde yayımlanan bir tezinde yapılmıştır (8). Wassily Kandinsky yaptığı tablolarda resim-müzik algısını yansıtmıştır.

Wassily Kandinsky, Composition IX, 1936, Musée national d’art moderne, Paris
Wassily Kandinsky, Composition X, 1939, Kunstsammlung Nordrhein-Westfalen, Düsseldorf

Rus besteci Alexander Scirabin, müzik teorisindeki beşliler çemberine uyan renkli bir müzik bestelemiştir. Sinestezikler arasında besteci Duke Ellington, Jean Sibelius, Michael Torke, Franz Liszt, Nikolai Rimsky Korsakov, fizikçi Richard Feynman ve şair Arthur Rimbaud ile Charles Baudelaire bulunmaktadır ve bu liste daha yüzlerce isimle genişletilebilir (10). Billie Joel, Itzhak Perlman, Alexander Frey, Lorde, Brendon Urie, Ida Maria, Brian Chase, Patrick Stump, Nikola Tesla, Pharell Williams  ve daha birçok kişi sinesteziklere örnektir (9, 10, 11). 

Julia Hamilton kendi deneyimlerini dinlediği müziklerde gördüğü renkleri, şekilleri tablolaştırarak bizimle paylaşıyor.

Julia Hamilton
Puppets

Pusha T ve Nicholas Britell’ın Puppets şarkısını dinlediğimde gördüğüm renkler bunlar.

Julia Hamilton

Sinesteziyle İlgili Kitap Önerileri:

  • Adam Fawer – Empati
  • Jeffry Moore – Sinestezya
  • Sarah J. Harris – Sinestezi
  • Vladimir Nabokov – Ada ya da Arzu
  • Vladimir Nabokov – İnfaza Çağrı
  • Wendy Mass – A Mango-Shaped Space
  • Richard Cytowic – Wednesday Is Indigo Blue: Discovering the Brain of Synesthesia
  • Richard Cytowic – The Man Who Tasted Shapes
Kaynakça

1) Cytowic, R. (1995). Synesthesia: Phenomenology And Neuropsychology. Web.archive.org. Retrieved 23 February 2021, from https://web.archive.org/web/20080501154114/http://psyche.cs.monash.edu.au/v2/psyche-2-10-cytowic.html.

2) Özön, M. (1967). Ansiklopedik sözlük : dil ve genel kültür ansiklopedisi (2nd ed., p. 251). Milliyet.

3) Baron-Cohen, S., Harrison, J., Goldstein, L. H., & Wyke, M. (1993). Coloured speech perception: is synaesthesia what happens when modularity breaks down?. Perception22(4), 419–426. https://doi.org/10.1068/p220419

4) Ayhan, İ. (2007). SİNESTEZİ: RENKLERİ DUYMAK,ŞEKİLLERİ TATMAK…. Web.archive.org. Retrieved 23 February 2021, from https://web.archive.org/web/20160309210259/http://www.biltek.tubitak.gov.tr/gelisim/psikoloji/biyopsiko.htm#sinetezi.

5) Armel, K., & Ramachandran, V. (1999). Acquired synesthesia in retinitis pigmentosa. Neurocase5(4), 293-296. https://doi.org/10.1080/13554799908411982

6) Bosley, H. G., & Eagleman, D. M. (2015). Synesthesia in twins: incomplete concordance in monozygotes suggests extragenic factors. Behavioural brain research286, 93–96. https://doi.org/10.1016/j.bbr.2015.02.024

7) Tomson, S. N., Avidan, N., Lee, K., Sarma, A. K., Tushe, R., Milewicz, D. M., Bray, M., Leal, S. M., & Eagleman, D. M. (2011). The genetics of colored sequence synesthesia: suggestive evidence of linkage to 16q and genetic heterogeneity for the condition. Behavioural brain research223(1), 48–52. https://doi.org/10.1016/j.bbr.2011.03.071

8) Jewanski, J., Day, S., & Ward, J. (2009). A Colorful Albino: The First Documented Case of Synaesthesia, by Georg Tobias Ludwig Sachs in 1812. Journal Of The History Of The Neurosciences18(3), 293-303. https://doi.org/10.1080/09647040802431946

9) Seaberg, M. (2011). Tasting the Universe. New Page Books. 

10) Synesthesia. En.wikipedia.org. (2021). Retrieved 23 February 2021, from https://en.wikipedia.org/wiki/Synesthesia#cite_ref-Seaberg2011_87-0

11) Penner, J. (1995). Wayback Machine. Web.archive.org. Retrieved 23 February 2021, from https://web.archive.org/web/20120717013939/http://www.neuronet.pitt.edu/~bogdan/tesla/tesla.pdf

Tarihi Taşıyan Karyatidler

Düzenli yazarımız Eren Şahin yazdı. “Arka plandaydılar, yuvayı kurdular, krallık idare ettiler, ceza aldılar, aldatıldılar, hakarete uğradılar, savaştılar ama yılmadılar. Birer karyatid gibi taşıdılar tarihi tüm azametiyle ve geleceğe yön verdiler. Verdikleri ilaç zehre, dokudukları kumaş kefene, ışıltılı gözleri taş eden bakışlara […]

Okumaya devam et!