Yersiz ve de Yurtsuz
Ayşe Esra Mutlu yazdı.

Defterimin yapraklarına zaman çizgileri
ve carotis internayı çiziyorum ezberden
Sana nazardan ve burçlardan konuşuyorum, bir çocuk gibi
Ezbere konuşuyorum bir gece yarısı
ki sen gülerdin bunlara.
Yıldızlarda tanrıyı ve chironu arıyoruz rüyalarımda
Çağlar açıyorum çağlar kapıyorum
İçimdeki eleştirelle dövüşmüyorum artık
Aitlik kipleri aramıyorum
Tanrılarından ayrı düşmüş hatıralarımızdaki çocuklar,
Albümlerde bulamadıkları fotoğrafların hasretini çekiyorlar
Fotoğraflar, sevgilim, ki bir gün tüm sahip olduğumuz
Onlar olacaklar
Tanrılar
ki çoktan şehirlerimizi terk ettiler
Beş cuma geçti camilerde namaz kılınmayalı,
Beş şabat, sofralar kurulmayalı,
Dualar edilmeyeli,
Beş pazar kiliselerde mumlar tütmeyeli
Kırk gün, tüm sevgilileri bu ülkenin
Sevdiklerine senin gözlerinle bakmayalı.
Beni Adana uçağında ağlarken görenler olmuş
Ben diyeyim yirmi, sen de kırk kişilermiş
Kimler, kimler ki beni ben gibi anlayacak
Seni bir yıldızı gözler gibi bularak sevinmişim
Maviye döneceğinden korkarak
Korkular, sevgilim, belki bizim dilimizden atılmalı
Belki ölümlü olduğumu biliyorsun
Belki güneş benim için karanlığına değecek
Ne yarı tanrılarmışçasına gençliğimizi tutsak edenler umurumda
Ne başaramazsam korkusu ne hayat telaşı
Gecenin bu saatinde
Şiirin bu yerinde
Gidecek bir yerim yok.
Hürriyete ve istiklale
İstanbul ağrısına!
Çoğala çoğala yürümelere bulvarda
Ve yeniden doğmalara inanıyorum.
İnanmak! Ki hep benim süper gücüm olmuştu.
Nöroekonomiler, nöroanatomiler
Nasılsa hepsi geçer, geçecek
Televizyonda Ozan gidecekler diyor, şüphesiz.
O müthiş dakikayı yaşıyorum şimdi aklımdan
Bir çağın kapanışını bekliyorum.
Yeni bir din gibi büyüyen bu aramızdaki
Seni bir şarkıdan ayıklıyorum, ürkerek
Korkmak artık yok, sevgilim
Ümitli olacağız! Korkuların bileğini bükerek.
Bir gece sabaha karşı
Anlamını birden yitiriyor önceki her şey
Her birine ateş düşmüş evlerin balkonundan
Yükselen dumanları izliyorum, üfleyerek
Bu ülke ne zaman karışsa, babam o balkonda sigara içer, biliyorum
Babamı artık hep öyle görüyorum.
Gözlerim, acılarla şişe şişe allaştı.
Dilim dilim kalbimdeki yaralar,
Bu gören, duyan, düşünen duvarlar…
Yıkıldı yıkılıyor halkının başına giderek
Gecenin bu saatinde, şiirin bu yerinde
İşte akıl almaz bir gerçek:
Bu geçmez sevgilim, bu geçmeyecek!
Ne sağırları,
Ne dilsizleri,
Ne korkakları bu ülkenin
Bütün daralan damarlarımızla biz;
yitmekteyiz, biliyorum.
Enkaz başından bir haber bekliyorum.
Nereli olduğumu, nereye gideceğimi soruyor yurtta memurlar
Gecenin bu saatinde
Şiirin bu yerinde
Yersiz ve de yurtsuzum.