Tarif
Elif Başak Alço (Marmara Tıp'25) yazdı.

Kaba bir adamın kalabalık bir yolda yürüyüşü gibi bulutları etrafa dağıtarak açmıştı güneş. Gökyüzü masmavi, bulutlar bembeyaz; maruz kaldıkları kabalığı affetmeye çalışır halleri var. Bunların altında kalbi atanlar ise bu ayıptan habersiz, yaşayıp gidiyorlar.
Böyle günlerden birinde Tanju Bey’in gitmesi gereken bir yeri varken, nasıl gidileceği konusunda hiçbir fikri yoktu. Buldu bir eczane, sordu “Gitmem gereken yere nasıl gidebilirim?” diye. “Önce düz ilerleyin, oradan sağ, sonra sola dönün; iki defa takla atıp bir defa da zıpladınız mı oradasınız.” a benzer bir tarif aldı eczacının kalfasından. Tanju Bey de hemen teşekkür edip yola koyuldu, yavaş çıksaydı unutabilirdi kalfanın tarifini.
Her şeyi tarife uygun yaparak yolunda ilerliyordu ki, iki takla atıp bir defa mı
zıplayacağını, yoksa bir takla atıp iki defa mı zıplaması gerektiğini hatırlayamadı bir türlü. En sonunda bir takla iki zıplamada karar kıldı. Aman, ne karışık bir şehirdi bu böyle.
Tanju Bey küçük bir şehirden okumaya gelmiş Ankara’ya. Sonra da hiç geri
dönmemiş. Ama yol bulmada onca yıla rağmen hala pek iyi olmadığını söyleyebiliriz. Bu vesileyle pek çok sokakla da tanışmıştı fakat. Herkesin hiçbir zaman işi düşmemesini dilediği sokaklardan tutun herkesin her zaman işi düştüğü sokaklara kadar. O sokaklara da kuşbakışı bakmamış, içinde nefes almış, düşünmüş, gülmüş, ağlamış ve niceleri. Olsun hangi sokak nerede hatırlamasın, içindeyken oranın ne olduğunu biliyor ya daha bile iyi.
Tanju Bey iyice kaybolmuş bir halde, birçok kaybolmasında içine hiç düşmediği bir sokakla tanışmış. Şişko kediler, dolayısıyla cömert müşteri veya mahalleliler, yerde sigara izmaritleri, bir terzi dükkanı, bir bar ve bir dönerci. Karmakarışık bir sokak burası. Belki de eczacının kalfası bilerek burayı tarif etmişti kendisine, bir sokakta terzi bulunuyorsa yanında da yorgancı bulunmalı, diyen kendisinin yanılır olduğunu göstermek için.
Her nasıl olduysa, oturdu Tanju Bey bu sokaktaki bara, bir bardak bira ısmarladı kendine ve daha sonra atacağı taklaları düşünmeden yeni sokağının keyfine vardı.