Krema, Un ve Biraz da Felaketler Üzerine

Yağmur Yağız yazdı.

Krema, Un ve Biraz da Felaketler Üzerine

Maviler, sarılar, kırmızılar içinde

Elimiz tutkal, üstümüz başımız kurabiye kokardı.

Sandalyenin tepesinde vanilya paketleriyle oynar

Un dökmek için sıra bekleyip

Kapta kalan son damla kremayı kapmaya çalışırdık.

Yün yumakları, yarım bırakılmış çizimler çıkardı evin her köşesinden

Yanaklarımda, annem kızmasın diye gizli saklı kullandığımız pastel boyalar

Zamanın yok olduğu, yelkovanı akrepten ayıramadığım saatler

Hesabını parmakla yaptığımız

2 parmağın bir nefeslik anı, 10 parmağın sonsuzluğu gösterdiği,

Sayıları unutup kuralları tekrar yazdığımız oyunlar oynardık.

Aradan çok zaman geçmedi ama

Büyüdüm sonra, yalnızlaştım.

Bizken, ben oldum.

Tutkal kokusunun yerini mürekkep aldı, kurabiye ise binbir çeşit krem ve parfüme boğuldu.

Dakika değil, salise saydım her gün.

Attığım adımları saydım, çıktığım merdiveni, sınıftaki kişileri…

Alışılmış basitlik yok oldu.

Yavaşça, fark ettirmeden.

Hem çok karıştık, hem çok koştuk.

Mürekkebi göz kapağıma ve alnıma bulaştırınca

Annem kızsın istedim, oda arkadaşım güldü bu sefer.

Annem de kızmazdı zaten

Özleyince unutuyordu kızmayı.

Bir felaket oldu bunca şeyin arasında.

Zaman, bir dondurma büyüsünün içine girdi sanki.

Boyama yaparken seyrettiğimiz sihirli dizilerdeki gibi.

Anneme döndüm, hala kurabiye yapıyor.

Bu sefer sandalyenin tepesinde unu dökmeye çalışan ben değilim ama

Olsun, bir dizimi sandalyeye dayıyorum.

Minicik bir omzun üstünden ne yaptıklarına bakmaya çalışıyorum.

Sandalyedeki minik benden akıllı,

Ne yaptıklarını anlamaya çalışırken şak diye yanağıma yapıştırıyor kremayı

Sonra da üstüme gülüyorlar.

Ben de gülüyorum.

Dışarısı çok korkunç, felaket çok büyük.

Yaşadığımız hayat, hayvan yünlerinden dokunmuş koca bir aba gibi bizim için.

Ağır, çok kaşındırıyor, alışması zor

Biraz da büyük geliyor.

Çıkmıyorum bu yüzden dışarı.

Suratıma krema yiyip alay konusu olmayı yeğliyorum artık.

Hem böyle olunca annem de çok gülüyor.

O gülünce felaketler unutuluyor.