Gian Lorenzo Bernini

Zeynep Yaralı yazdı.

Gian Lorenzo Bernini

Gian Lorenzo Bernini, 1598’de Napoli’de doğar. Prestij sahibi bir heykeltıraş olan babası Pietro Bernini, Lorenzo’nun da ilk öğretmenidir. Oğlunun yeteneğini fark eden Pietro Bernini, küçük yaştaki Lorenzo’yu çalışması için atölyesine alır. Bernini, 1619 senesine kadar babası ile beraber çalışıp eserlerini üretir. Antik Yunan mitlerini temel aldığı ilk eseri “The Goat Amalthea with the Infant Jupiter and a Faun” heykelini 8 yaşındayken yapar. Bernini’nin ilk dönem eserleri dahi alışılmışın çok ötesinde olduğundan acemilik zamanı eserleri günümüzde hala babasının ustalık eserleri ile karıştırılır.

Blog Image

Papa'nın, babasını çağırması üzerine ailesiyle Roma’ya gider. Roma o zamanlar Papa tarafından yeniden inşası ve modernleşmesi için maddi bakımdan desteklenen zamanındadır, bu nedenle de sanatçılara ihtiyaç duyuluyordur.

Blog Image

The Goat Amalthea with the Infant Jupiter and a Faun

Yeteneği, din adamlarının dikkatini çekmeye başlayınca Pope VIII. Urban, desteklemeye başladığı Bernini için “Sen Roma için yapıldın, Roma da senin için.” dediği bilinir. Günümüzde de Roma’daki eserlerin neredeyse %70’i Bernini imzalıdır. En verimli sanatçılardan biri olan Lorenzo, heykellerin yanı sıra resim ve mimaride de eserler vermiştir. Dört büyük nehri temsil eden Fontana dei Quattro Fiumi (Dört Nehir Çeşmesi), kilisenin insanı kucakladığını simgeleyen yapısı ile ülkenin en ünlü meydanı San Pietro Meydanı, Salvador Dali’nin The Elephants eserine ilham kaynağı olan Elephant and Obelisk Dikilitaşı ve daha niceleri.

Blog Image

Elephant and Obelisk

Bernini başarılarının sonucunda Katolik kilisenin bir kurumu olan Fabric di San Pietro’da başmimar olur. Kardeşi Luigi ve asistanları ile beraber bir fabrika misali çalışarak sayısız eserler üretir. İstenilen yapıtların hemen hemen hiçbirini geri çevirmeden yapar, ünlerini yayarlar. Fransa’da da bilindik bir isim haline gelince Paris’e gidip Louvre Palace için tasarım yapması istenir. Fransız kültür ve sanatını sevmediğini belirten Bernini’nin tasarımı beğenilmese de dönemin kralı XIV. Louis ondan kendi büstünü yapmasını ister. Bu büst Roma’ya küçük yaşta geldikten sonra farklı bir şehirde yaptığı ilk ve tek eserdir.

Fransa kralının büstünü yaparken çevresindeki insanlar yeteneğini takdir etse de gerçeği ile orantısız olduğunu belirttiklerinde Bernini’nin “Benim kralım sizinkinden daha uzun süre dayanacak.” yanıtını verdiği söylenir. Kral XIV. Louis, Fransa tarihinde en uzun süre tahtta kalan kral olarak bilinse de Bernini’nin haksız olduğunu kim söyleyebilir?

Michelangelo ile sıklıkla kıyaslanan Bernini, Davut heykelini kendi yorumuyla yapmaya karar verir. Hangisinin daha çok beğenildiği tamamen öznel olsa da biçimsel ve duyumsal farklılığı rahatlıkla görebiliriz. Rönesansın idealize ve durağanlığını tüm ihtişamıyla Michelangelo’da görürken Bernini hareketli, daha gerçek bir Davut sunar bize. Eski Ahit’te geçen olayın en vurucu anını yansıtır.

“Model ancak hareket haline geçtiği zaman kendine benzeyebilir.” sözlerine sahip Bernini, Barok tarzına özgü gerçekliği, an’ı yaşatmayı, cilalarla elde ettiği ışık ve gölge oyunlarını bize yansıtır bu heykelde. Davut’u sadece görsel olarak görmeyip çatık kaşlarındaki kararlılığı, temkini; dudaklarını ısırmasındaki heyecanı hissedebiliriz.

Blog Image

Davut (1623-1624)

Blog Image

Apollon ve Daphne (1622-1625)

Bernini, Apollon ve Daphne’yi bitirdiğinde Roma halkı bu heykeli bir mucize olarak değerlendirir. 24 yaşındaki Bernini’nin Kardinal için yaptığı bu başyapıt, mitolojik bir hikayeyi anlatır. Hikaye rahatsız edici bir konuyu merkeze alır: hayır cevabını kabullenemeyen erkeğin, kadının peşinden açgözlü bir şekilde koşması.

Apollon, aşk maceraları ile bilinen bir tanrıdır ve Daphne’ye delicesine aşık olur. Daphne, Apollon’un ısrarlarına karşın birlikte olmak istemez. Bir gün ormanda karşılaşırlar ve Apollon, Daphne’yi yakalamaya çalışır. Güzel kız, Toprak Ana’ya dua ederek kurtulmayı ister. Duayı duyan Toprak Ana, onu bir ağaca çevirir; böylece Apollon’dan kurtulacaktır. Bernini de bu eserinde tam ağaç olmaya başladığı an’ı gösterir. Uçuşan saçlardan ve kumaşlardan koşuşturmanın tam ortasında olduklarını görebilir; konuşan, belki bağıran aralanmış dudaklarındaki korkuyu hissedebiliriz.

Arkadan bakıldığında Daphne’nin sadece ağaç olarak görüldüğü bu eser hikayesi ile olmasa da detaylarıyla gerçekten Roma halkının düşündüğü gibidir. Lorenzo Bernini, bu dönemde Aziz Petrus Baldakeni, Proserpina'nın Kaçırılışı, Aziz Lawrence gibi birçok eserini tamamlar.

Blog Image

San Pietro Meydanı

Bernini, eserleri ve Papa’yla olan arkadaşlığından dolayı büyük bir prestije sahiptir fakat rekabetçi ve kibirli kişiliği yüzünden itibarını zedelediği olaylar yaşamaya başlar.

O dönemki rakibi Francesco Borromini ile beraber San Pietro Meydanına kule yapmak için proje alırlar. Borromini’nin yaptığı kulenin uzunluğunu aşmak için Bernini bataklığın üzerine kule yapmaya karar verir. Temelinin sağlam olmamasından kule çatlar ve yıkılmak zorunda kalır ve Roma halkının itibarını kaybetmeye başlar.

Bu olay yaşanırken Bernini, asistanı Matteo Bonarellis’in karısı Costanza ile aşk yaşıyordur. Sevgisini göstermek için yaptığı Costanza’nın büstünde Barok esintileri ve Helenistik dönem izleri vardır. Bu büst sanat tarihi için de önemlidir. Normalde saygın insanlar için yapılan büstler Bernini ile halka inmiş olur.

Costanza’nın, kardeşi Luigi ile de beraber olduğunu duyan Bernini, kardeşini öldüresiye dövüp Costanza’nın yüzüne zarar vermesi için birini tutar. Papa’ya olan yakınlığından dolayı ceza almasa da, kaybolmaya başlayan itibarı iyice azalmıştır. Caterina Tezio ile evlenmek zorunda bırakılan sanatçının bu dönemde psikolojik problemleri ile mücadele ettiği söylenir.

Blog Image

Bust of Costanza Bonarelli

Blog Image

Aziz Theresa’nın Vecdi (1647-1652)

Karanlık tarafını gösteren Bernini başarısızlıklarla geçen dönemin ardından “Aziz Theresa’nın Vecdi” ile geri döner. Heykeltıraşlıkta en zirve noktaya ulaştığı bu eserde meleğin, Aziz Theresa’yı göklere çıkardığı sahneyi tasvir eder Bernini. Uçuşan kumaşlarla rüzgarın esintisini hissedeceğiniz, gökten gelen altın sarısı renkte Tanrı’nın ışığını göreceğiniz, her ayrıntısına bayılacağınız gerçekten tam bir başyapıt. Bernini bu eser ile eski itibarını tekrar kazanır ve yaşamının sonuna kadar da Roma için eser vermeye devam eder.

Lorenzo Bernini özel hayatında yaptığı hatalara rağmen sanata adanmışlığı ve yeteneğini sergilediği eserlerle saygı duyulan birisi olmuştur. “Beyaz mermer bir kişinin benzerliğini üstlenmelidir. Renkleri, ruhu ve hayatı olmalıdır.” diyen Bernini, eserlerinin sadece göze değil duygulara da hitap etmesi gerektiğini düşünüyordu. Eleştirileri de sanatın duygulara değil göze hitap etmesi gerektiğini düşünenlerden alıyordu. Barok dönemini de özellikle 19.yy sonuna kadar eleştirdikleri nokta bu olmuştu.

81 yaşına kadar sekiz Papa’ya hizmet eden Bernini, Barok tarzındaki sanatını uluslararası bir kalitede gerçekleştirdi. Ölümünden sonra da Alman ekspresyonistleri başta olmak üzere birçok sanatçıya ilham kaynağı oldu.

Kaynakça

The Art Story, Giovanni Lorenzo Bernini-Biography and Legacy.

Celil Sadık (2019). Uygarlığın Ayak İzleri.

Howard Hibbard (2000). Gian Lorenzo Bernini, Britannica.