"2:37"

Eren Şahin yazdı.

"2:37"

"2:37"

Adolesan dönemi ve Psikososyal değerlendirilmesi

Bu raporda “2:37” adlı filmde değinilen adolesan dönemi, bu dönemde görülen değişimler ve bu değişimlerin psikososyal iyilik haline olan etkileri incelenmektedir.

Dikkat. Spoiler içerir!

1. “2:37” Filminde Değinilen Adolesan Dönemi Değişiklikleri

2:37 adlı film, İngiltere’de bir lisede eğitim gören bir grup adolesanın girdikleri bu zorlu dönemin getirdiği değişikliklerle mücadele edişlerini anlatıyor. Ön planda Marcus, Melody, Luke, Sean, Sarah, Steven ve Kelly adlı gençler rol alıyor. Marcus babası gibi başarılı olmak isteyen, onu kendine idol belirlemiş ve müzikle ilgilenen bir gençtir. Kız kardeşi Melody ile 13 yaşından beri ensest bir ilişki içerisindedir. Okulda yapılan hikâye yarışmasını erotik içerikli bir aşk hikayesi yazarak kazanmıştır. Öğretmeni bu konuda onu herhangi bir yanlış anlaşılmaya neden olmamak için uyarmış fakat Marcus bu konuda savunmaya geçmiştir. Marcus’un kız kardeşi Melody, kardeşi ile olan ilişkisinden dolayı zor zamanlar yaşamaktadır. Annesiyle yaptığı telefon konuşmasında annesinin ona erkek kardeşine göz kulak olmasını söylemesi Melody’yi mutsuz etmiştir. Babasının onun başarılı olmasından rahatsız olduğunu düşünmektedir. Luke, vücut geliştirme konusunda ilgili ve okulu pek sevmeyen bir ergendir. Geçmişte Melody ile bir ilişki yaşamıştır ve şu anki kız arkadaşı Sarah’dır. Luke hemcinslerinden hoşlanmakta fakat bunu arkadaşlarına ve çevresindeki diğer insanlara söylememektedir. Bu durumu yalnızca gizli bir ilişki içerisinde olduğu Sean bilmektedir. En yakın iki erkek arkadaşı Sean’a baskı yapmakta, onu dışlayıp alay etmektedir fakat bu konuda kendisi ses çıkarmamaktadır. Sean, Luke’a kızgındır. Sean, uyuşturu madde kullanan homoseksüel bir ergendir. İnsanlara, ailesine ve onu dışlayanlara kızgındır. Okulda rehberlik servisine gitmektedir. Sarah, Luke’un kız arkadaşıdır ve okulu bitirdikten sonra evlenmeye sıcak bakmaktadır. Dış görünüşüne her ergen kadar o da önem verir. Steven, bir bacağı diğerinden daha kısa olan engelli bir ergendir. Zihinsel engeli yoktur. İki tane üretrası vardır ve biri kontrolü dışında çalışmaktadır. Okulda idrarını kaçırdığında diğer çocuklar onunla dalga geçmektedir. Ailesinin ona gösterdiği ilgiye minnet duymakta ama artık daha fazla yardım istemekten çekinmektedir. Futbola ilgisi vardır. Kelly dışarıdan bakıldığında bir sorunu olmadığı sanılan bir gençtir. Ancak filmin sonunda bileğini makasla keserek intihar ettiği görülmektedir.

Adolesan dönemde fiziksel, psikolojik ve sosyolojik açıdan birçok değişiklik yaşanır. Gençler bedenlerini tanımaya, bu değişikliklere ayak uydurmaya çalışırlar. Çevrelerinde olup bitenlere anlam vermeye çalışırlar ve onlardan büyük, hayatında bazı şeyleri oturtmuş olanları idol olarak belirlerler. Filmde de değinilen madde kullanmak, sigara içmek gibi birçok kötü alışkanlığa meyilli olunan bir dönemdir. Bu dönem gelecekteki hayatımızı şekillendirmeye başlar ve edinilen alışkanlıklar, kazanılan beceriler, kurulan ilişkiler yetişkinlik dönemini doğrudan etkileyecektir.

2. Adolesan Nedir?

Dünya Sağlık Örgütüne göre “Adolesan Dönemi” 10-19 yaşları arasında geçen çocukluk ve yetişkinlik dönemi arasındaki süreçtir. Bunun yanında 15-24 yaşları “Gençlik”, 10-24 yaşlarındaki bireyler ise “Genç İnsanlar” olarak tanımlanmıştır. Ergenlik, büluğ çağı veya puberte olarak da bilinir. İlk ikincil seks karakterlerinin kazanılmasından erişkin kimliğin kazanılmasına kadar devam eden psikososyal süreçtir. (1) 10-19 yaş aralığı üç gruba ayrılabilir:

  1. Erken Adolesan Dönem: 10-13 yaş
  2. Orta Adolesan Dönem: 14-15 yaş
  3. Geç Adolesan Dönem: 16-19 yaş

Bilimsel anlamda puberte; erkeklerde spermatogenezin, kızlarda ovulasyonun başlaması ile tanımlanmıştır. Ergenliğin ilk belirtileri erkeklerde testislerin büyümesi, kızlarda göğüslerin büyümesidir. Ülkemizde Türkiye İstatistik Kurumu verileri değerlendirildiğinde 2017 yılında adolesan nüfusun toplam nüfus içindeki payı %15 olarak tespit edilmiştir.

3. Adolesan Dönemde Yaşanan Problemler

Adolesanların kendine özgü özellikleri vardır. Çok acil ve ciddi bir problem olmadıkça sağlık kurumlarına başvurma oranları çok düşüktür. Bu da yaşadıkları problemlerin ortaya çıkmasını engeller veya geciktirir. İleriki hayatlarını etkileyecek sağlık sorunları da gözden kaçmaktadır. Adolesanlar her ne kadar az sağlık sorunuyla uğraşsalar da erken ölen her 10 erişkinden 7’si adolesan çağında başlayan davranışlarla ilgili nedenlerden ölmektedir. (1) Bu nedenler en çok kalp hastalıkları, kaza ve yaralanmalar, tümörler, intihar ve enfeksiyonlardır. TÜİK 2008 verilerinde en sık ölüm nedenleri arasında bu beş neden vardır. (1) 2019 yılında 1,5 milyondan fazla adolesan ve genç yetişkin ölümü gerçekleşmiştir. (2) Günde yaklaşık 5000 kişiye denk gelmektedir.

Adolesanlar toplum hayatında kendilerine bir yer aramaktadırlar. Özellikle okul gençler için önemli sosyalleşme alanlarındandır. Okul yalnızca sosyalleşme alanı değil aynı zamanda eğitim verilen bir kurumdur. Karşılaştıkları problemlere çözüm aramayı öğrenebilecekleri ve bire bir rehberlik servisi alabilecekleri bir kurum olması adolesanlar için bir avantajdır. Aynı zamanda arkadaş çevreleri de burada gelişir. Bu arkadaş çevreleri, kötü alışkanlıklar edinmekle bağlantıları dolayısıyla bir dezavantaj olabilir. Adolesan dönemde problem yaşanması muhtemel konular şöyle sıralanabilir:

  • Kazalar ve yaralanmalar
  • Şiddet
  • Mental sağlık
  • Alkol ve uyuşturucu madde kullanımı
  • Tütün ürünlerinin kullanımı
  • Erken yaşta gebelik
  • Beslenme bozuklukları ve obezite
  • Fiziksel aktivite
  • Cinsel yolla bulaşan hastalıklar
  • Diğer bulaşıcı hastalıklar

Yaşanan problemlerin boyutu ve türü ikamet edilen şehre göre, arkadaş çevresine göre, aile ortamına göre, bireyin eğilimlerine göre çeşitlilik gösterebilir. Okullarda verilen eğitimin düzeyi, kamuoyuna yapılan caydırıcı veya teşvik edici eylemlerin etki kapasitesi de yine toplumlarda değişiklik gösterebilir. Bazı kollektivist toplumlarda olumlu manada değişimlere direnç gözlemlenebilir. Bireyci toplumlarda ise toplu yapılan aktiviteler veya hareketlenmeler olumlu karşılanmayabilir. Bu durumlar gençlerin sağlığının her yönden korunması konusunda süreci zorlaştıracaktır.

3.1. Kazalar ve Yaralanmalar

Kazalar ve kasıtlı olmadan yaşanan yaralanmalar adolesan dönemde en önde gelen ölüm nedenidir. (2) 2019 yılında 115.000’den fazla adolesan trafik kazasından dolayı hayatını kaybetmiştir. Ölenlerin çoğu kazaya karşı savunmasız kalan yayalar, bisikletliler ve motosiklet kullananlardır. (2) Dünya Sağlık Örgütü bu konuda; devletlerin kazaya bağlı ölümleri azaltmak adına alkollü araç kullanımının azaltılması için çalışmalar yapması gerektiğini, yasaların güçlendirilmesi gerektiğini ve gençlerin tavsiyelere ihtiyaç duyduğunu belirtmiştir. Boğulma da sık görülen kazalar arasındadır. 2019 yılında 30.000 kadar adolesanın boğularak öldüğü düşünülmektedir. (2) Gençlerin yüzme konusunda eğitim almaları ölüm oranlarını ciddi oranda düşürecektir.

3.2. Şiddet

Kişiler arası şiddet en sık görülen dördüncü ölüm nedenidir. (2) Dünya Sağlık Örgütü’nün açıkladığı veriye göre okulda zorbalığa maruz kalan erkek çocukların oranı %42, kızların oranı ise %37’dir ve her 8 gençten 1’i cinsel şiddete maruz kaldığını rapor etmiştir. (2) Şiddet aynı zamanda yaralanmaları, cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanma riskini, mental problemlerin riskini, okuldaki performans düşüklüğünü, okulu bırakma oranlarını, erken gebelikleri, bulaşıcı ve bulaşıcı olmayan hastalıkların görülme sıklığını artırır.

3.3. Mental Sağlık

Depresyon, hastalıklara yol açan önemli bir sorundur. İntihar en sık görülen üçüncü ölüm nedenidir. (2) Erişkinlik döneminde görülen mental sağlık sorunlarının yarısı 14 yaşında başlamaktadır fakat çoğu vaka tespit ve tedavi edilememektedir. (2) Mental açıdan iyi olmaya birçok faktör etki eder. Şiddet, yoksulluk ve stigma (sosyal damgalama) sorunlar oluşmasına yol açabilir. Çocuklarda ve ergenlerde sosyo-duygusal beceriler geliştirmek ve onlara okullarda ve diğer ortamlarda psikososyal destek sağlamak, iyi bir ruh sağlığı geliştirmeye yardımcı olabilir.

3.4. Alkol ve Uyuşturucu Madde Kullanımı

Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzlem Merkezi tarafından 2019’da yayımlanan raporda hayatında en az bir kere madde kullananların yaş gruplarına göre dağılımı incelendiğinde; 15-24 yaş grubu %35,4, 25-34 yaş grubu %30, 35-44 yaş grubu %18,3, 45-54 yaş grubu %7,8, 55-64 yaş grubu %8,5 olduğu görülmüştür. (3) En yüksek oran yine adolesan ve gençlik dönemine denk gelmektedir. Uyuşturucu kullanmaya başlama nedeni olarak “merak” %33,2 oranıyla ilk sıradadır. %23 oranıyla “arkadaş ısrarı” hemen peşinden gelmektedir. %12,3 kişisel, %11,3 ise aile içi sorunlar nedeniyle uyuşturucuya başlamıştır. (3) Arkadaş ortamının uyuşturucuya başlama nedeni konusunda büyük rolü olduğunu bilmek gerekir. 2018 yılında yatarak tedavi gören hastaların maddeyi ilk kullanım yaşı bakımından incelenmesinde, 15-24 yaş arasında kullanımın yoğunlaştığı görülmüştür. (3) Aynı zamanda yaşanılan yer, çevre ve aile de uyuşturucu, alkol gibi ürünlerin kullanılmasında teşvik edici veya önleyici olabilir. Sanayi bölgesinde çalışan çocukların arasında sigara, alkol ve yasa dışı madde deneme oranı daha fazladır. (1) Dünya çapında alkol kullanım oranı 15-19 yaş aralığında %25’i aşmıştır. (2) Bu da yaklaşık 155 milyon kişiye denk gelmektedir. Alkol kullanımı; trafik kazalarını, güvenli olmayan cinsel birliktelikleri, kişiler arası şiddeti artırmaktadır.

3.5. Tütün Ürünlerinin Kullanımı

Küresel Yetişkin Tütün Araştırması 2016 sonuçlarına göre Türkiye'de 19,2 milyon kişi (%31,6) halen tütün ürünü kullanmaktadır. (4) 15-34 yaş arasındaki tütün kullananların %15’i günlük kullanıma 15 yaş altında başlamıştır. (4) Kullanıma 18 yaş ve altında başlayan yüzdesi 57,5’tir ve ortalama başlama yaşı 17’dir. (4) Görüldüğü üzere tütün ürünlerine başlama yaşı adolesan döneme denk gelmektedir. Dünya Sağlık Örgütü; 18 yaş altı bireylere tütün ürünlerinin satışının yasaklanması, fiyatların artırılması, vergilerin artırılması, tütün ürünlerinin kullanımını teşvik edici reklamların yapılmamasının dumansız sahalar ve sağlıklı bireyler için çok önemli olduğunu belirtmiştir.

3.6. Erken Yaşta Gebelikler

Gelişmekte olan bölgelerde her yıl 15-19 yaş arası yaklaşık 12 milyon kız çocuğu ve 15 yaş altı en az 777.000 kız çocuğu doğum yapmaktadır. (2) Dünyada 15-19 yaş arası kız çocuklarının önde gelen ölüm nedeni gebelik ve doğumdan kaynaklanan komplikasyonlardır. 2020'de küresel ergen doğum oranı bu yaştaki her 1000 kız için 43 doğum olarak belirlendi, ülke oranları 1000 kız başına 1 ila 200 doğum arasında değişiyor. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu, UNFPA tarafından bu yıl yayınlanan Dünya Nüfus Raporu’na (State of World Population) göre Türkiye’de şu an 20-49 yaş arasındaki her 5 kadından 1'i 18 yaşından önce evlendi ve 18 yaşından önce evlendirilen her 3 çocuktan 1'i ise yine çocuk yaşta, 18 yaşından önce anne oldu. (8) 2018 yılında Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması raporuna göre adolesan dönemdeki kadınların %3,5’i çocuk doğurmaya başlamıştır: bu yaştaki kadınların %2,8’i canlı doğum yapmış, %1’inden azı ise ilk çocuğuna gebe kalmıştır. (9) Gebeliği önleyici yöntem kullanımındaki yaygınlık oranı 15-19 yaş aralığında %36’dır. (9) Bu oran oldukça düşüktür. Adolesan gebeliklerin önlenmesi adına modern ve geleneksel yöntemler adolesanlara öğretilmeli ve bu yöntemlerin uygulaması için tavsiye verilmelidir. Bu sorumluluk; aileler, okullar, aile sağlığı merkezleri ve bireyin kendisindedir. Adolesan gebeliklerde komplikasyon gelişme riski ve ölüm oranları erişkin döneme göre daha yüksektir. (1)

3.7. Beslenme Bozuklukları ve Obezite

Demir eksikliği anemisi, 2016 yılında ergenlerin ölüm oranlarında ikinci önde gelen nedendi. (2) Demir ve folik asit takviyeleri, ergenler yetişkin olmadan önce sağlığı korumaya yönelik takviyelerdir. Mikro besin (demir dahil) eksikliklerini önlemek için kancalı kurt gibi bağırsak solucanlarının yaygın olduğu bölgelerde düzenli olarak haşere giderme çalışmaları önerilir. Ergenlik döneminde sağlıklı beslenme alışkanlıklarının geliştirilmesi, yetişkinlik döneminde sağlığın iyi olmasının temelinde yatar. Doymuş yağlar, trans yağ asitleri, serbest şeker veya tuz içeriği yüksek gıdaların pazarlanmasının azaltılması ve sağlıklı gıdalara erişimin sağlanması herkes için, özellikle de çocuklar ve ergenler için önemlidir. 2019’da TÜİK’in yayımladığı Türkiye Sağlık Araştırması sonuçlarına göre son 12 ay içerisinde, 15 yaş ve üstü bireylerden tansiyon ölçtürenlerin oranı 2016 yılında %48,6 iken 2019 yılında artarak %50,8’e çıkmıştır. (14) Bireylerin faydalandığı koruyucu hizmetlerden 2016 yılına göre en çok artış gösteren hizmetler kolesterol ve kan şekeri ölçümü oldu. (14) Gelişmekte olan ülkelerdeki birçok erkek ve kız çocuğu yetersiz beslenerek ergenliğe giriyor, bu da onları hastalıklara ve erken ölüme karşı daha savunmasız hale getiriyor. Diğer yandan düşük, orta ve yüksek gelirli ülkelerde fazla kilolu veya obez olan ergenlerin sayısı artmakta. (2) Küresel olarak 2016'da, 10-19 yaşları arasındaki her altı ergenden birinden fazlası aşırı kiloluydu. (2) Prevalans bölgeden bölgeye %10-30 arasında değişiklik göstermektedir.

3.8. Fiziksel Aktivite

Fiziksel aktivite ergenler için kardiyorespiratuar gelişme ve kas zindeliği, kemik sağlığı, sağlıklı vücut ağırlığının korunması ve psikososyal faydalar dahil olmak üzere birçok fayda sağlar. Dünya Sağlık Örgütü; ergenlere her gün oyun, spor ve aynı zamanda ulaşım için aktivite -bisiklet ve yürüyüş gibi- veya beden eğitimi dahil olmak üzere en az 60 dakika orta ila şiddetli fiziksel aktivite yapmalarını önermektedir. (2) Küresel olarak, her 5 ergenden sadece 1'inin bu yönergeleri karşıladığı tahmin edilmektedir. (2) Hareketsizlik prevalansı dünya genelinde yüksektir ve kadın ergenlerde erkek ergenlere kıyasla daha yüksektir. (2) Aktivite düzeylerini artırmak için ülkelerin tüm ergenler için güvenli ve elverişli ortamlar ve fiziksel aktivite fırsatları yaratması gerekir. Aynı zamanda bu aktiviteleri sağlıklarını korumak adına yaptıklarını unutmamaları ve güvenli bir şekilde yapmaları gerektiğini hatırlatmak gerekir. Adolesan sporcularda sıkça karşılaşılan sakatlanmalar şu şekilde sıralanabilir. (1)

  • Yumuşak doku yaralanmaları: ayak bileği burkulması, kas yaralanması, tendinopati…
  • Kırıklar: ön kol ve el bileği kırıkları, klavikula (köprücük kemiği) kırıkları, ayak bileği kırıkları, humerus (pazu kemiği) kırıkları, tibia (kaval kemiği) kırıkları, omurga kırıkları…
  • Çıkıklar: dirsek çıkıkları, omuz çıkıkları, patella (diz kapağı) çıkıkları…
  • Zorlama (overuse) yaralanmaları ve apofizitler: olekranon (dirsek), tibial tüberkül, patella sorunları, kalkaneus sorunları, distal radius sorunları, stres ve avülsiyon kırıkları…
  • Omurga bölgesi sorunları: spondilolistezis/ lizis, Scheuermann kifozu, osteokondritis dissekans…

3.9. HIV (Human Immunodeficiency Virus)

2019 yılında 10-19 yaş aralığında 1,7 milyon adolesanın HIV ile yaşadığı tahmin edilmektedir. Bu bireylerin %90’ı Afrika bölgesinde yaşamaktadır. (2) HIV ile yaşayan adolesanlar ilaçla tedaviye ulaşmada ve tedaviye devam etmede sıkıntılar yaşamaktadır. Buna neden olan temel etken adolesan sağlığını koruyucu etkinliklerin görece daha az olmasıdır. Adolesanlar kendilerini bu virüsten nasıl korumaları gerektiğini öğrenmeye ihtiyaç duyarlar. Aynı zamanda yalnızca bilgilendirmeye değil korumacı ve tedavi edici girişimlere de ihtiyaçları vardır. Bunlar: gönüllü erkek sünneti, prezervatif ve maruziyet öncesi profilaksi, HIV testi ve danışmanlığına daha iyi erişim ve HIV pozitifler için HIV tedavi hizmetlerine daha güçlü bağlantılardır. (2) Bu hizmetlerin gençlere özenle verilmesi aile sağlığı merkezlerinin sorumluluğunda olup verilen bilgilerin uygulanması da bireyin sorumluluğundadır. HIV yalnızca cinsel yolla değil kan yoluyla da bulaşır. İnsan dokusundan elde edilen kan ve kan ürünleri; hepatit, sitomegalovirüs, sifilis ve sıtma gibi enfeksiyonları kişiden kişiye etkili bir şekilde aktarabilir. 1980'lerin başında kan, HIV enfeksiyonu için bir vektör haline geldi ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki 16.000 hemofili hastasının yaklaşık yarısına ve 12.000'den fazla kan transfüzyonu alıcısına ölümcül bir hastalık bulaştırdı. (6)

3.10. Diğer Bulaşıcı Hastalıklar

Gelişen aşılamalar sayesinde adolesan ölümleri büyük oranda azalmıştır. Örneğin Afrika’da kızamıktan ölümlerde 2000-2012 yıllarında %90 düşüş yaşanmıştır. (2) İshal ve alt solunum yolu hastalıkları (Pnömoni) 10-14 yaş aralığında en ölümcül bulaşıcı hastalıklar olarak tahmin edilmekte. (2) Orta-düşük gelirli Afrika ülkelerinde bu iki hastalıkla beraber menenjit, en ölümcül hastalıklar arasındadır. Temel bilgilerin eksikliği, ergenlerde yaygın görülen bulaşıcı hastalıklara karşı önlem almayı kısıtlamıştır. Ergen tüberkülozu, gelişmemiş ülkelerde genç erişkinlerde bulaşıcı hastalık yüküne en çok katkıda bulunan faktör olmasına rağmen, çok az ilgi görmüştür. (5) Ergenler arasında pnömokok hastalığı görülme sıklığı herhangi bir yaş grubundaki en düşük orana sahip olsa da, 2-18 yaş arası yaklaşık 6,8 milyon çocuk ve ergenin kronik hastalıkları onları pnömokok hastalığı ve ilgili komplikasyonlar için yüksek risk altına sokuyor. (7)

4. Adolesan Dönemde Psikososyal Gelişim

Adolesan dönem, birçok önemli fiziksel, sosyal ve psikolojik değişimin gözlendiği bir dönemdir. Bu dönemde birey benliğini keşfeder, erişkinliğe hazırlanır ve sosyal açıdan toplumda yer edinmeye çalışır. Fark edilmeye ihtiyacı vardır ve kendisinin de bir birey olarak değerlendirilmesini ister. Fikirlerinin ve kararlarının, tercihlerinin önemsenmesini ve bunlara saygı duyulmasını ister. Özellikle ebeveynleri tarafından onaylanmak ve en güvendiği kişileri yanında görmek ister. Verilen güven, adolesanın kendine güvenmesini sağlar ve toplumda bir yer edinmesini kolaylaştırır. Bu dönemde yaşanan gelişimler, değişiklikler ve bu üç dönemin yaşandığı yaşlar toplumun özellikleri, eğitim düzeyi, kültürel farklılıklar, iklim özellikleri ve kişisel özelliklere göre değişmektedir. (1) Normal gelişme gösteren bir adolesanda her zaman psikososyal ve bedensel değişimler paralellik göstermeyebilir. (1) Adolesanlara yaklaşımdaki en büyük zorluk da budur. Aynı sınıftaki ergenler arasında gelişim basamakları açısından fark olduğu gibi, aynı ergenin bir yıl içindeki gelişim süreci de farklı olabilir. (10) Ergenlik döneminde kimlik oluşum süreciyle birlikte bilişsel gelişimin hızlanması, dürtüsel gereksinimlerde ve duygu yoğunluğunda artma, preödipal ve ödipal çatışmaların yeniden alevlenmesi, meslek seçimi, karşı cinsle kurulan ilişkiler, anne babadan ayrılma ve bireyselleşme sürecinin yaşanılması gibi nedenler ergenlerin bu döneme özgü zorluklar ve çatışmalar yaşamasına yol açmaktadır. (10) Ergenin sosyalizasyonu kişinin kendi toplumunda yaşamını sürdürebilmesi için talep ettiği minimum öğrenmeyi üreten bir süreçtir ve sosyolojik öğrenme taklit ve rekabet ile oluşur. (10) Ergenler sağlıklı bir psikososyal gelişim için toplumda taklit, rekabet, idol belirleme, özenme, arkadaş edinme, romantik ilişki kurma ve birlik kurma gibi süreçlerden geçerler. Her adolesan alt dönem kendine özgü özellikler taşır. Adolesan dönemi üç döneme ayırabiliriz: erken adolesan, orta adolesan, geç adolesan.

Erken Adolesan Dönem: Bilişsel olarak sebep-sonuç ilişkisi ve soyut düşünce tam olarak gelişmemiştir. Fiziksel gelişimlerle aşırı ilgilenme, arkadaşlarla kendini kıyas, yakın arkadaş edinme çabaları, aile üyelerinden bağımsız düşünme ve onları eleştirme, aile içi aktivitelerden uzaklaşma; tipik özelliklerdir. Hızlı büyüme ve cinsel gelişim kızlarda erkeklerden öncedir. Erken gelişme kızlarda akranlarından daha düşük benlik saygısı, daha yüksek depresyon oranı, anksiyete bozuklukları ve yeme bozukluklarına neden olmaktadır. (10)

Orta Adolesan Dönem: Soyut düşünce gelişmiştir. Arkadaş grubu ve grup davranışı önem kazanmıştır. Birey öz güven kazandığından riskli davranışlara yönelim söz konusudur. Bedensel gelişim kabullenilir ve yine dış görünüm ile aşırı uğraş ön plandadır. Farklılıklar ile dikkat çekme ve kendini kabul ettirme çabaları vardır. Anne-baba ile otoriter çatışmalar artar. Bağımsız bir birey olarak ortaya çıkan ergen aileden ayrışır ve grup kimliği ile bir akran grubuna ait olmak onun için önemli hale gelir. (10)

Geç Adolesan Dönem: Soyut düşüncenin gelişmesi ile daha gerçekçi düşünme ve mantıklı karar verme yetileri gelişir. Aileyle ve grupla uzlaşmaya gidilir. Sosyal açıdan olgunlaşma dönemidir. “Üretken bir erişkin kimliği” kazanılır. (1) Ahlaki, dini inançlar, ideolojiler belirlenir. Meslek seçimi, cinsel kimlik, idealler ve gelecek hayalleri bir sabite oturmaya başlamıştır. Aile içi çatışmanın yerini büyük oranla erişkinler arası iletişim modeli almıştır. (1) Ergenlik döneminde kimlik gelişimi sürecini Erik Erikson psikososyal kuram çerçevesinde incelemiştir. Bu kurama göre her gelişim dönemi kendinden önceki dönemde oluşmaya başlar ve kendinden sonraki dönemi şekillendirir. (10)

Psikososyal gelişim süreci Erikson’a göre bilişsel, biyolojik ve genetik etkiler sonucu ortaya çıkan ve hayat boyu süren bir süreçtir ve geçmiş ile gelecek başarıların ışığında hiyerarşik konumlanmış sekiz farklı evreden oluşur. Bu evreler sırasıyla: güvene karşılık güvensizlik, özerkliğe karşı utanç, girişimciliğe karşı suçluluk, başarıya karşı aşağılık duygusu, kimliğe karşı rol karmaşası, yakınlığa karşı yalıtılmışlık, üretkenliğe karşı durağanlık ve benlik bütünlüğüne karşı umutsuzluktur.

Her evre bireyin yeni ve gelişimine uygun düzeyde sosyal kaynaklarla etkileşime girerek psikolojik olarak daha güçlü bir seviyeye ulaşmasına zemin hazırlayan psikolojik bir kriz içerir. (12) Krizin temelinde benliğin olumlu ve olumsuz ögelerini dengede tutabilecek bir yapı oluşturma çabası yatmaktadır. Her bir krizin sağlıklı çözümü sonucu bireyi psikososyal olarak daha yetkin kılan umut (hope), irade (will), amaç (purpose), yeterlilik (competence), sadakat (fidelity), sevgi (love), bakım/ilgi (care) ve bilgelik (wisdom), ego özellikleri ya da güçleri (ego qualities ya da ego strengths) ortaya çıkar. Bireyin benlik bütünlüğü oluşturmasına izin vermeyen sosyopsikolojik ağların sonucunda krizin oluşturduğu olumsuz deneyimler içe çekilme (withdrawal), yükümlülük (compulsion), çekingenlik (inhibition), tembellik (inertia), red (repudiation), dışlanmışlık (exclusivity), reddecicilik (rejectivity), aşağılama (disdain) ego patolojilerini ortaya çıkarır. (12) Her bir kriz yeni patolojilere neden olduğu gibi psikososyal gelişime de katkı sağlar. Basamakları olumlu ve olumsuz yönlere çekmek yine ergenin elindedir. Çevrenin ve kurulan kişiler arası iletişimin de buna olan katkısı unutulmamalıdır. Adolesan dönemde görülen problemler psikososyal gelişim açısından gelişim geriliği, gelişimde durgunluk, kesilmeler, akranlardan geride kalmışlık hissi, hatalı gelişim gösterildiğine dair inanç ve bunların sonucu olarak benliğe duyulan saygının azalması ve depresyon olarak sıralanabilir. Depresyon da intihara yol açan önemli bir patolojidir ve birçok başka hastalığın nedeni de olabilir. Ayrıca alkol, sigara ve uyuşturucu maddeyi de bu olumsuz duygularla baş etmek için kullanmaya başlayan ergenler ilerleyen süreçte sorunlarla karşılaşmaktadır. İnsan beyni rutine oturtulan işleri sever ve bağımlı olmaya da meyillidir. Adolesan dönemde yeni alışkanlıklar kazanılır ve bunlar bağımlılık derecesine gelebilir. Yeni alışkanlıklar alkol, sigara ve uyuşturucu olabileceği gibi kitap okuma, buz pateni ve spor da olabilir. Önemli olan hangisinin ergen tarafından devam ettirilip bunu üretici güce dönüştüreceğidir. Yaşamda her şey üretici güce dönüşmez ve bazı etkinlikler yalnızca bireye şimdiki zamanda ve gelecekte zarar verecek olan eylemlerdir.

5. Psikososyal İyilik Hali Nedir?

Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlık tanımı “Sağlık sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, bedence, ruhça ve sosyal yönden tam iyilik halidir.” şeklindedir. Sağlıklı olmak için yalnızca fiziksel anlamda iyilik hali yetmez ve birey psikososyal yönden de iyilik halinde olmalıdır. Adolesan dönemde gelişimi başlayan psikolojik ve sosyal olgunlaşma erişkinlik döneminde de gelişmeye, bireyin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde evrilmeye devam eder. Sağlığın tanımındaki sosyal yönden iyiliğin sağlanması; her yönden sosyal güvenliğin sağlanması, kişiler arası iletişimin sağlıklı gerçekleşmesi, bireyin öz güven düzeyi, çevredeki insanların birey hakkında düşünceleri ve ona karşı tutumları, kültürel ögeler, yasalar ve düzenlemeler, kurumların kendi içerisindeki kuralları, yazılı olmayan toplum kuralları ve daha sayamadığımız birçok etkene bağlıdır. Örneğin çalışma ve yaşam güvenliğinin sağlanamadığı, iş bulma olasılığının bulunmadığı, gelir dağılım dengesizliğinin yarattığı huzursuzluğun giderilemediği toplumlarda kişinin tam iyilik halinde olması olanaksızdır. (13) Sosyal iyilik halini anlayabilmek için önce sosyal açıdan hastalık durumunu bilmek gerekir. Sosyal bilimciler “Kişi kendisinden beklenen sosyal rolü yapamadığı zaman hasta sayılır.” şeklinde tanımlama yapar. Bir fonksiyon bozukluğu vardır fakat yine de bu bozukluk dayatma şeklinde gelen görevleri yapmama veya yapamama durumu değil; sağlıklı, erişkin bir bireyin yapabileceği, gücünün yeteceği şeyleri yapamama durumudur. Depresyon, anksiyete bozukluğu gibi patolojiler sosyal rolün görevlerini yerine getirme konusunda bireye zorluk çıkartır. Kendini soyutlama, kabuğuna çekilme, sosyallikten uzaklaşma, iletişimsizlik ve sorumluluktan kaçma; sosyal rolü kısıtlayan ve patoloji oluşturmaya başlayan durumlardır ve bu noktada sosyal iyilik halinin zedelendiği düşünülmelidir. Adolesan dönemde çevresel, kişisel ve sosyal faktörler psikososyal gelişimi etkilediğinden sağlıklı olma durumuna sosyal faktörler doğrudan katkı sağlar. Kültür şoku, uyku problemleri, stres, öfke, sınav kaygısı, depresyon, travmalar, kayıp ve yas gibi birbiriyle bağlantılı olma ihtimali yüksek etmenler de psikososyal iyilik halini şekillendirir. Bu durumların genelde adolesan dönemde başlaması bir yönden tedavi edilebilir olmaları açısından olumludur, bir yönden de erişkin yaşamı etkileyeceğinden olumsuzdur. Bireyin kendi psikolojik yapısı ve yöneldiği faaliyetler hasarın kalıcılığını ve ileriki yaşamda ne kadar yer kaplayacağını belirler.

6. Sonuç ve Tartışmalar

Yönetmenliğini ve senaristliğini Murali K. Thalluri’nin üstlendiği 2:37 filminde adolesan dönemde karşılaşılan problemleri rahatça görebiliriz. Bazı doğuştan gelen rahatsızlıklar dışında -iki üretra ile ve bir bacağı daha kısa olarak doğan Steven- diğer problemler adolesan dönemin tipik sorunlarıdır. Cinsel anlamda gelişim gösterilen bir dönem olduğundan kendi bilgi düzeylerinde romantik ilişki kuran gençlerin bazen bu ilişkilerde dışa vuramadıkları veya toplumda yargılanacakları korkusuyla açılamadıkları durumlar olabilir. Örneğin Luke, Sean ile olan ilişkisini saklamaktadır ve homoseksüel bir ilişki yaşadığını en yakın arkadaşlarına bile söylememektedir. Luke’un aksine Sean ailesine ve arkadaşlarına bunu söylemekten çekinmemiştir fakat dışlanmış, hor görülmüştür. Okulda rehberlik servisiyle görüşmektedir ve problemlerine çözüm aramaktadır. Ergenlikte karşılaşılan sorunlar kendi kendine geçebildiği gibi profesyonel destek de gerektiren sorunlar vardır. Luke’un kız arkadaşı Sarah dış görünüşüne önem vermektedir ve okul lavabosunda bedenini incelemektedir. Ergenlikte bu durum çok normaldir. Kendini başkalarıyla kıyaslama, dış görünüşe aşırı ilgi yaygındır. Bu durum kendini karşı cinse beğendirme ile ilişkilendirilebilir. Hormonların da etkisiyle ergenlik döneminde gençler cinsel açıdan aktif rol almaya başlarlar. Bu durum kültürlere, iklime ve ergenliğe girme yaşına göre değişkenlik gösterir. Ülkelerde ilk cinsel ilişki yaşları farklılık gösterir. İlk gebelik yaşları da bu çerçevede farklılık gösterir. Melody gebelik testinin pozitif çıktığını öğrendiğinde onu Sarah görmüş ve bu durumu Marcus’a söylemiştir. Marcus da kız kardeşini bundan dolayı hırpalamıştır. Aile içi cinsel ilişkiler, taciz boyutuna ulaşan zorlamalar ne yazık ki toplumda açıkça konuşulan meseleler değildir. Bu yüzden gizlenmesi oldukça muhtemeldir ve bunlara maruz bırakılan kişi de açıklama yapmaktan çekinebilir. Filmin başında Melody annesiyle konuşurken annesi Melody’ye erkek kardeşine göz kulak olmasını söylemiştir. Bu noktada toplumsal cinsiyet rollerini konuşabiliriz. Melody evdeki anne rolünü üstlenmiştir fakat erkek kardeşinin ona karşı tutumu nedeniyle Melody hoşnutsuzluk sergiler. Yalnızca cinsel problemler değil, ergenlikte alkol, sigara ve uyuşturucu ile ilgili problemler de sık yaşanır. Sean uyuşturucu kullanmaktadır ve bunu problemlerinden kaçış amacıyla kullanır. Bu maddeler sosyalleşme amacıyla kullanıldığı gibi problemlerden kaçmak, sorunların çözümü konusunda yardımcı olması amacıyla da kullanılır. Ancak gerçekte madde kullanımı problemi çözmemekte üstelik sağlığı bozmakta ve adolesan ölümlerine neden olmaktadır. Doğuştan sağlık sorunlarıyla doğan Steven ise okulda zorbalığa maruz kaldığından üzüntülüdür. Zorbalık bireyin psikososyal gelişimini zedeleyen durumlardandır. Sosyalleşmeden uzaklaştıran, öz güveni kıran, eğer tedavi edilebilir bir hastalıksa tedavi sürecini yavaşlatan, kişiyi iletişimden koparan ve depresyona yol açan eylemler bireyleri psikolojik açıdan yorar ve sosyal gelişimi patolojik hale getirir.

Adolesan dönemde yeni alışkanlıklar kazanırız. Müzik, spor, dans, edebiyat, vücut geliştirme gibi alanlarda faaliyetler yaparız. Kimileri bu uğraşları meslek haline getirir kimileri ise bunlara yalnızca hobi olarak devam eder. Marcus piyano çalmaktadır ve hikayeler yazmaktadır. Steven futbola ilgi duymaktadır. Luke ve arkadaşları da futbol oynamaktadır. Normal sürecin bir parçası olan bu uğraşlar gençlerin fiziksel sağlıklarını korumak açısından, sosyalleşme açısından, psikososyal gelişim açısından önem teşkil eder.

Bireylerin elinde olan ve olmayan biyolojik/genetik, çevresel, sosyal ve kişisel özelliklerden etkilenen psikososyal gelişim süreci, adolesan dönemde hızlı ve dinamik bir biçimde yaşanır. Yetişkinlik döneminin belirleyicisi olan bu dönemde birçok problem yaşanabilir. Problemlerle bireysel, grupça veya bir profesyonelin desteğiyle başa çıkılır. Çözülen problemler geleceği şekillendirmede bir sorun teşkil etmez hâle gelir. Çözüme ulaşmamış problemler de sağlık sorunlarına, sosyal sorunlara ve ölümlere yol açabilir. Adolesanlar sağlıklarını korumak ve yetişkinliğe geçerken hayatlarını şekillendirme konusunda sağlıklı kararlar alabilmek için bir yol göstericiye ihtiyaç duyarlar. En başta aileler olmak üzere aile sağlığı merkezleri ve aile hekimleri, öğretmenler ve okul rehberlik servisleri, psikolojik problemlerde konunun uzmanları, diğer hekimler ve toplumda çoğunluğa hitap eden öncü kişiler adolesanları bilgilendirmeli ve muhtemel problemlerden uzaklaştırmalıdır.

Kaynakça

  1. Apaydın Kaya, Ç. (2015). Adolesan Sağlığı “Koruyucu Hekimlik ve Erken Tanı”. İstanbul: Medikal Akademi Yayıncılık.
  2. Adolescent and young adult health. Who.int. (2021, 18 Ocak). Erişim adresi https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/adolescents-health-risks-and-solutions.
  3. Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, Türkiye Uyuşturucu Raporu (2019). Erişim adresi http://www.narkotik.pol.tr/kurumlar/narkotik.pol.tr/TUB%C4%B0M/Ulusal%20Yay%C4%B1nlar/2019-TURKIYE-UYUSTURUCU-RAPORU.pdf
  4. Global Adult Tobacco Survey - Fact Sheet - Turkey 2016 (2016) Erişim adresi: https://nccd.cdc.gov/GTSSDataSurveyResources/Ancillary/DownloadAttachment.aspx?ID=3452.
  5. Reavley, N., Patton, G., Sawyer, S., Kennedy, E., & Azzopardi, P. (2017). Health and Disease in Adolescence. Disease Control Priorities, 3 (8): Child And Adolescent Health And Development, 239-252. https://doi.org/10.1596/978-1-4648-0423-6_ch18
  6. Products, I., Leveton, L., Harold C. Sox, J., & Stoto, M. (1995). HIV And The Blood Supply: An Analysis Of Crisis Decisionmaking. Erişim adresi: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK232413/.
  7. Pneumococcal Disease and Adolescents. National Foundation for Infectious Diseases. (2021). Erişim adresi: https://www.nfid.org/infectious-diseases/pneumococcal-disease-and-adolescents/.
  8. Dünya Nüfus Raporu (SWOP) 2020. UNFPA Turkey. (2020). Erişim adresi: https://turkey.unfpa.org/tr/news/dünya-nüfus-raporu-swop-2020.
  9. Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 2018. (2019). Erişim adresi: http://www.hips.hacettepe.edu.tr/tnsa2018/rapor/TNSA2018_ana_Rapor.pdf.
  10. Derman, O. (2008). Ergenlerde Psikososyal Gelişim. Adolesan Sağlığı, II. İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri (pp. 9-21). İstanbul. Erişim adresi: http://www.ctf.edu.tr/Stek/pdfs/63/6302.pdf.
  11. Gómez-López, M., Viejo, C., & Ortega-Ruiz, R. (2019). Psychological Well-Being During Adolescence: Stability and Association With Romantic Relationships. Frontiers In Psychology, 10. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2019.01772
  12. Özgüngör, S., & Acun Kapıkıran, N. (2016). Erikson’un Psikososyal Gelişim Dönemleri Ölçeklerinin Türk Kültürüne Uygunluğunun Karşılaştırmalı Olarak İncelenmesi: Ön Bulgular. Turkish Psychological Counseling and Guidance Journal, 4(36). Erişim adresi: http://turkpdrdergisi.com/index.php/pdr/article/view/96
  13. Fişek, N. (1982). Prof. Dr. Nusret Fişek'in Kitaplaşmamış Yazıları- I. Erişim adresi: https://www.ttb.org.tr/n_fisek/kitap_1/33.html#_ftn1.
  14. TÜİK, Türkiye Sağlık Araştırması 2019 (2020). Erişim adresi: https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Turkiye-Saglik-Arastirmasi-2019-33661