Geçmişten Günümüze: Geleneksel Çin Tıbbı

Düzenli yazarımız Emine Nur Avcı yazdı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), geleneksel tıp (GT) kavramını şöyle tanımlamaktadır: “Hastalıkları tedavi etmek ya da önlemek için tek başına ya da başka tedavilerle beraber uygulanan; bitki, hayvan ve/veya mineral kaynaklı ilaçlar, ruhsal tedaviler, manuel teknikler ve egzersizler gibi farklı yöntemler içeren, sağlığa ilişkin uygulamalara verilen addır.” (1).

Geleneksel Çin Tıbbı (GÇT), günümüzden yaklaşık 3.000 yıl öncesine dayanmaktadır. Geliştirilen tanı ve tedavi yöntemlerinin hızla eskitildiği, güncelliğini yitirdiği  ve yerini yeni bulunan teknik ve ilaçlara bıraktığı modern tıp içinde GÇT’nin hâlen kendisine bu kadar yaygın yer bulabilmesi oldukça ilginçtir.

GT uygulamaları içinde en iyi bilinenler; GÇT’ye ait olan akupunktur, moksa (moxbuston), bitkisel tedaviler ve masajdır. GÇT; Kore, Japonya, Vietnam ve Tayvan gibi Uzak Doğu ülkelerinde yaygın olarak kabul görmekte, uygulanmakta ve günümüzde Çin Halk Cumhuriyeti’nde verilen tüm sağlık hizmetlerinin %40’ını oluşturmaktadır. Kırsal kesimde kullanılan ilaçların %80’inin GÇT bitkisel ilaçları olduğu bilinmektedir (2). 

Son yıllarda GÇT’nin etkisi, Çin Halk Cumhuriyeti ile coğrafi yakınlık içeren bu ülkeleri aşmış ve Avrupa, Kuzey Amerika ve Türkiye’de de ün kazanmıştır. 1998 Amerika  Ulusal Sağlık Enstitüsü, tamamlayıcı ve alternatif tedaviler için ulusal bir merkez kurmuş ve  GÇT’yi bu kapsamda ele almıştır. Aynı yıl yapılan bir araştırma, GT uygulamalarının;  Avustralya toplumunun %46’sı, Fransa toplumunun %49’u, Kanada toplumunun ise %70’i  tarafından kullanıldığını ortaya koymuştur. On iki Avrupa ülkesi GT kapsamında bitkisel  tedavilerin kullanımına yönelik yasal düzenlemeler yapmıştır. Günümüzde akupunktur 78  ülkede kullanılmaktadır. DSÖ verilerine göre Asya’da 50.000, Avrupa’da ise 15.000  akupunktur uygulayıcısı bulunmaktadır (3). 

T; insan bedeni ve ruhunu bir kabul eden, insanı sosyal çevresi ve doğal ortamı ile daimi bir etkileşim içinde betimleyen holistik tıp yaklaşımıdır (4). Hastalık,  beden içindeki ya da beden ile dış ortam arasındaki denge ve uyumun bozulması sonucu  oluşmaktadır. Diğer taraftan Han Hanedanlığı öncesinde hastalıkları atalara yapılan  saygısızlığın cezası olarak tanımlamak da oldukça yaygındır. Bu mistik-dini hastalık  yaklaşımı, etiyolojide rüzgârla gelen kötü ruhları sorumlu tutmuştur ve tedavi yöntemleri kötü ruhun vücuttan çıkarılması için yapılan ritüeller, büyü ve tılsımlardan oluşmaktadır (4).  

GELENEKSEL ÇİN TIBBININ TEMEL FELSEFESİ VE PATOGENEZ KURAMI 

Çin tıbbında doğanın asıl enerji kaynağı olan Qİ (Ç), evrende yayılarak hayatı oluşturmaktadır. Tüm canlılar için yaşam kaynağıdır. Qi’nin yok olması ölüm demektir. İnsan, sağlıklı olmak için Qi enerjisine karşı özenli olmalıdır. İyi dengelenmeyen Qi aynı zamanda hastalık kaynağı da olabilmektedir. Yin ve Yang ise Qi’nin yayılımından ortaya çıkmaktadır. Her ne kadar Batılı anlayış için Yin ve Yang birbirinin zıttı nitelikler temsil eden kavramlar olsa da aslında Yin ve Yang statik değişmez olanı değil, tersine daimi karşılıklı etkileşim içinde değişmekte olanı temsil etmektedir. Buna rağmen genellikle Yang dışa dönük, Yin ise içe dönüktür. Yang hareket kapasitesini, Yin ise dolaşım, gelişim ve büyüme kapasitelerini içermektedir.

Bir diğer yaşamsal madde Jing’dir (essence, töz/ruh) ve sindirim ve dolaşım ile elde edilen ve üremeyi sağlayan gücü içermektedr. Yin, Yang ve Jing, bedende bazı traseler boyunca taşınmaktadır. Bu traseler kan damarları ve iç organları da birleştiren ve Qi’nin sağlıklı olarak akmasını sağlayan yollardır. Bu traseler kimi zaman kan damarları kimi zaman da iç organlar ile birleştirilmiştir. Ancak, GÇT hiçbir zaman insanı bir makine olarak görmemiş ve anatomi bilgisinin insanı anlamak için gerekli olduğunu düşünmemiştir. Mekanik yapı ve işleyişten çok süreç ve etkileşimle ilgilenmiştir. Bu nedenle GÇT’de hastalıklara biyomedikal yaklaşımın bulunmadığı, bunun yerine holistik-humoral yaklaşımın kabul edildiği söylenebilmektedir (4,5,6). 

GÇT tıp teorisi beş ana, beş de yardımcı organ tanımlamıştır. Ana organları oluşturan kalp, akciğer, karaciğer, dalak ve böbrek; Yang’ı simgelemekte ve Fu diye adlandırılmaktadır. Yardımcı organlar ise mide, ince ve kalın bağırsaklar, mesane ve safra kesesinden oluşup Yin ile temsil edilmekte ve Zang diye adlandırılmaktadır. Her organ içinde Yin ve Yang unsurları bir arada bulunmaktadır. Organlar, Yin Yang ve Wu Xng ile sürekli karşılıklı etkileşim içindedir (5,6). 

GELENEKSEL ÇİN TIBBININ TEMEL FELSEFESİ VE PATOGENEZ KURAMI

GÇT, Batı tıbbında hâkim olan “kartezyen yaklaşım”ın aksine insan bedenini ve ruhunu bir olarak değerlendirmektedir. Qi tüm bu sistemler içinde sağlıklı olarak dolaşabildiğinde denge ve uyum hâkim olmaktadır. Doğru beslenme, egzersiz, akupunktur, meditasyon ya da cinsel ilişki ile insan, Qi elde edebilmektedir. Bu yollarla elde edilen Qi hem sağlıklı olmaya hem de uzun yaşamaya imkân sağlamaktadır. Qi’nin akımında engeller olması Yin ve Yang arası dengenin bozulmasından kaynaklanmaktadır. Bu bozulma iç ya da dış etkenlerden kaynaklanabilmektedir. Soğuk, sıcak, nem, zehirli maddeler ya da hayaletlerle cinsel ilişki dış nedenler arasında sayılmaktadır. İç etkenler ise beslenme, egzersiz, meditasyon, cinsel ilişkideki eksiklik, fazlalık ya da sapmalardan kaynaklanmaktadır. Bu durumlar sonucunda Qi akımı tıkanabilmekte, Qi birikebilmekte ya da eksilebilmektedir ve birbirleri ile ilişkili olan organ sistemler ve fonksiyonları bozulmaktadır. Eğer akımdaki sorun erken Yang fazında yakalanırsa tedavi edilebilmekte ve geri döndürülebilmektedir. Ancak, Yin’e ulaşmış bozukluklar yaşamı tehdit edebilen kronik hastalıklara yol açmakta ve hasar geri çevrilemez olabilmektedir. GÇT hekimler, bu aşamaya gelmiş olan hastaları reddetme hakkına sahiptirler (5).  Patolojk Qi, Yang’ı aşarak insan bedenine penetre olduğunda Yin’in derinliklerine gidecek yola erişmiş olmaktadır. Hastalıkların akut fazı Qi’nin vücuda girdiği Yang aşaması olarak düşünülmektedir. Zamanla Yin’in derinliklerine indikçe latent ya da kronik faza geçmektedir (5).

Geleneksel Çin Tıbbında Tedavi 

GÇT hekimi Zheng’i tanımladıktan sonra tedavi ilkesini seçme aşamasına gelmektedir. GÇT’de bu evre “ayırıcı tanıya dayalı olarak tedavi seçimi” olarak adlandırılmaktadır. Hekim bir tedavi protokolünü seçip uygulayabileceği gibi sadece bu hastaya uygun olabilecek özel bir protokol de üretebilmektedir. Bitkisel tedaviler klasik bilgilerin yer aldığı kitaplardan edinilmektir. Bitkisel ilaçlar, bitki etken maddeleri, yan etkiyi en aza indirecek ve ilaç etkileşimlerine en olumlu sonuçlar verecek şekilde formüle edilmiştir. Hekimler bu hazır formüllere göre ilaç hazırlayabilecekleri gibi, hastanın Zheng’in dikkate alarak yeni ve o hastaya özel bitkisel tedaviler de geliştirip kullanabilmektedirler (2,4). 

GELENEKSEL ÇİN TIBBI VE MODERN BATI TIBBI ARASINDAKİ TEMEL FARKLILIKLAR 

Batı tıbbı ile GÇT arasındaki temel fark, altta yatan tıp felsefesine aittir. Batı’da aydınlanma çağından sonra gelişen ve günümüzdeki modern tıpta yansımasını bulan yaklaşım, analitik ve deterministtir. Modern tıp, hastalıkları katı bir determinizme bağlı sebep-sonuç ilişkisi içinde ele almaktadır. Bu yaklaşım, insan beden ve ruhunu ayrı yapılar olarak ele almakta ve insanın ancak anatomik yapılarını, selüler hatta sub-selüler seviyede bilerek anlaşılabileceğini savunmaktadır. Çin tıbbı ise insanı bir bütün olarak görmektedir. Hastalıklar bütünün parçası olarak birbiriyle ilişki içindedir ve bir sentez oluşturacak şekilde birbirine bağlıdır. Beş unsurun (odun, ateş, toprak, maden, su) makrokozmos ve mikrokozmos yapısına ait statik değişmez unsurlar değil; birbirleri ile etkileşimli ve etkileşimleri sonucu birbirlerine dönüşebilen süreçler olduğunu kabul etmektedir (4). Bu yaklaşıma göre hastalığın belirti ve bulgularının ortaya çıktığı organ, doku ya da sistem önemli değildir. Zira hastalık o organ, doku ya da sistemin patolojisinden değil, beden ve ruhu ile bir bütün olan insanın Qi enerjisinin dağılım ve transferindedir. Dolayısıyla tedavide belirti ve bulguların ortaya çıktığı organ, doku ya da sistem hedef alınmamaktadır. Tam tersine Qi enerjisinin dengesini sağlayabilecek sistemik tedaviler tercih edilmektedir (5,7).  

KAYNAKÇA 

1. World Health Organization (WHO). Legal Status of Traditional Medicine and Complementary/Alternative Medicine: A Worldwide Review. WHO; 2001. p.188. Essent Med Heal Prod Inf Portal A World Heal Organ Resour [Internet]. Available from: http://apps.who.nt/ medcn edocs/en/d/Jh2943e/9.9.html 

2. Yu F, Takahashi T, Morya J, Kawaura K, Yamakawa J, Kusaka K, et al. Traditional Chinese medicine and kampo: a review from the distant past for the future. J Int Med Res 2006;34(3):231-9 

3. Chan K. Chinese medicinal materials and their interface with Western medical concepts. J Ethnopharmacol 2005;96(1-2): 1-18 

4. Castglon A. A History of Medicine. Krum Bahar EB, translator. 1st ed. New York: Alfred A. Knopf; 1941. p.1013. 

5. Porter R. The Greatest Benefit to Mankind. 1st ed. New York: W.W. Norton & Company; 1997. p.831. 

6. Kayne SB. Traditional Medicine. 1st ed. ABD: Pharmaceutical Press; 2010. p.133-50. 

7. Bayat AH. Tıp Tarh. 2. Baskı. İstanbul: Merkezefendi Geleneksel Tıp Derneği; 2010. p.84-9.

Emine’nin önceki yazılarına da göz atın: